GECE TERÖRÜ

GECE TERÖRÜ

Ediz 5 yaşında bir oğlan çocuğu. Yaklaşık bir ay önce başlayan geceleri ağlamaları ve garip hareketleri nedeniyle değerlendirilmeye alındı. Ediz anaokuluna gidiyordu, onun yaş grubundaki diğer çocuklar gibi gündüz uyumuyordu. Akşam dokuz civarında kolayca uykuya dalıyor ama uyuduktan 1-1,5 saat sonra yatağında çığlık atmaya başlıyordu. Ailesi yanına geldiklerinde Ediz gözleri açık, yatağında oturuyor ya da ayağa kalkmış oluyor, kendi kendine anlaşılmaz şeyler söylüyor anne ve babasının söylediklerine yanıt vermiyordu. Bazen de ağlıyor, bağırıyor ve elleriyle garip hareketler yapıyordu. Bu sırada yoğun olarak terliyor, nabzı ve solunumu hızlanıyordu. Tüm yatıştırma çabalarına yanıt vermiyor ve 5-10 dakika içinde kendiliğinden tekrar uykuya dalıyordu. Sabahları annesi gece ile ilgili sorular sorduğunda bir şey hatırlamadığını söylüyordu. Bu tablo bir ay önce başlamıştı  ve gece olmasa da üç dört gecede bir tekrarlıyordu. Ediz’in gece ağlarken anne va babasını tanımıyor gibi davranması, yaptığı garip hareketler ve konuşmalar onları çok endişelendiriyordu. Başlangıçta kabus gördüğünü düşünüp uyandırmaya çalışmışlar ama bu çabalarının süreci daha da uzattığını fark etmişlerdi. Her gece yatarken o gece de aynı şeyler olacak kaygısıyla uyuyamıyorlar sık sık Ediz’in odasına gidip onu kontrol etmekten kendilerini alamıyorlardı. Ediz ise uyanık olduğu zamanlarda tablodan tamamen habersiz, sağlıklı ve keyifli bir şekilde kreşe gitmeye devam ediyordu.

            Ediz ailenin tek çocuğuydu, normal bir bebeklik döneminden sonra iki yaşında kreşe başlamıştı. Uykuları bebekliğinden beri düzenliydi. O yılın başında kreşte diğer çocuklarla birlikte gündüz uykularını bırakmıştı. Gece kolayca uyuyor ve bu tablonun yaşandığı gecelerde bile sabahları rahat uyanıyor, bütün gün etkinliklere aktif biçimde katılabiliyordu. Ediz’le ve ailesiyle yapılan görüşmelerde Ediz’in yaşına uygun gelişim gösteren, ruhsal açıdan bir sorunu olmayan sağlıklı bir çocuk olduğu, ailesiyle iletişim ve ilişkilerinde önemli bir problem olmadığı düşünüldü. Tanımlanan tablo “gece terörü”  ya da “gece korkuları” olarak adlandırılan, halk arasında daha çok “karabasan” olarak bilinen durumun tipik bir örneğini oluşturuyordu.  Aileye bunun korkulacak bir sorun olmadığı, gelişimsel olarak çocuklarda derin uykudan REM uykusuna geçiş dönemlerinde bu tür “kısmi uyanma” durumlarının görülebileceği açıklandı. Ediz’e zarar verecek bir durum değildi ve çok yoğun olmadığı sürece herhangi bir tedavi gerekmiyordu. Tekrar uykuya dalıncaya dek kendisine zarar verecek bir şey yapmaması için Ediz’in yanında kalmaları, uyandırmaya ya da yatıştırmaya çalışmamaları yeterliydi. Bununla birlikte gece korkuları öğle uykusunun bırakılmasıyla ilişkili olabileceği için gündüz uykusuna bir süre daha devam ederlerse  bu tablonun daha az oluşacağı belirtildi.

TARTIŞMA

“Gece korkuları” ya “gece terörü” çocuklarda uykuya daldıktan sonraki 1-3 saat içinde görülür.  Gecenin ilk 1/3’lük bölümü derin uyku dönemidir. Bu çok derin uykunun ardından daha hafif bir uykuya geçiş uzun sürebilir. Kısmi uyanma olarak tanımlanabilecek bu dönemde gözler açıktır, konuşma ve hareketler vardır ama kişi tam olarak uyanık değildir. Bu nedenle kendisiyle konuşan kişileri tanımayabilir ya da söylenenlere yanıt veremeyebilir. Garip konuşmalar ve garip hareketler yapabilir. Ağlama, çığlık atma ya da benzer ajite durumlar görülebilir. Uyanmış gibi görünse de aslında uykuya devam ettiği için sabah uyandığında bir şey hatırlamaz. Göz bebekleri büyüktür, terleme, kalp çarpıntısı, yüzeyel ve düzensiz bir solunum gibi uyarılma belirtileri tabloya eşlik edebilir. Genellikle saniyeler ile 5 dakika arasında kendiliğinden biter ve kişi uykuya devam eder. Bazen süre 10-15 dakikaya kadar uzayabilir. Çocuk boş ve anlamsız baktığı , ailesini tanımadığı, garip hareketler yaptığı ve iletişim kurulamadığı için bu tablo aileler için son derece korkutucudur. Bazı aileler çocuğun bu durumunu “delirmiş gibi” diye tanımlarlar. Çoğunlukla aileler çocuğun kabus gördüğünü düşünüp onu uyandırmaya, sakinleştirmeye çalışırlar. Ancak bu girişimler genellikle başarısız olur hatta süreci daha da uzatabilir.

Gece korkusu 18 ay – 5 yaş arasında sık görülen bir tablodur. Uyku derinliğinin artmasıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Uykunun derinliği arttıkça, derin uykudan hafif uykuya geçiş geçiş zorlaşır. Uyku düzenindeki değişiklikler örneğin bu olguda olduğu gibi gündüz uykularının bırakılması gece uykunun derinliğini arttıracağı için gece korkularının oluşmasına neden olabilir. Ayrıca aşırı yorgunluk ya da uykusuzluğun ardından da görülebilir.

Değerlendirme sürecinde kabuslar, gece gelen epilepsi nöbetleri gibi benzer tablolar yaratan diğer nedenlerden ayırt edilmesi önemlidir. Kabuslar REM uykusu sırasında ortaya çıktıkları için gecenin ikinci yarısında daha sık görülürler. Kabus görürken uyanan bir çocuk genellikle tam olarak uyanmıştır, anne babasının yanında olmasını ister, gördüğü kabusu anlatabilir. Tekrar uyumakta zorluk çeker ve ertesi gün gece gördüklerini ve yaşananları hatırlar. Tüm bu özellikleriyle gece teröründen ayırt edilebilseler de tablo her zaman bu kadar net olmayabilir. Bu tür yakınmaları olan çocukların bir psikiyatri ya da nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinde fayda vardır.

Gece terörünün tedavisinde öncelikle aileler için endişe verici olan bu tablonun zararsız, gelişimsel olarak normal bir durum olduğunun açıklanması tedavinin önemli bir kısmını oluşturur. Çocuk derin uykuda olduğu için uyandırmanın zor olacağı ve gerekmediği belirtilmelidir. Ailenin çocuğunun yanında kalması ve güvenliği için odasında gerekli önlemleri alması yeterlidir. Uyku saatlerinin düzenli olması, aşırı yorgunluk gibi uyku derinliğini artıracak nedenlerden kaçınılması ve bu olguda olduğu gibi gündüz uykusuna devam edilmesi tablonun hafiflemesine ya da seyrekleşmesine katkıda bulunacaktır. Gece korkuları çok sık tekrarlamıyorsa ilaç tedavisi gerekli değildir. Ancak çocuğun ve ailenin gündüz rutinini bozacak kadar yoğun oluyorsa kısır döngüyü kırmak için kısa süreli olarak ilaç tedavisinden faydalanılabilir. Kullanılacak olan ilaçlar uykunun derinliğini azaltarak tablonun oluşumunu önlerler.

Bu içeriği paylaşın...
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin