BOŞANMA SÜRECİNDE ANNE VE BABALAR NELER YAPMALIDIR?

“ONLAR BOŞANIYORLAR PEKİ YA BEN NE OLACAĞIM?”

Oya’nın anne ve babası iki yıldır giderek artan şiddette çatışmalar yaşıyorlardı. Bu sürecin düzelmeyeceğini Oya’ya da zarar verdiğini düşünerek boşanmaya karar vermişlerdi. Ama Oya hem annesine hem de babasına çok düşkün ve çok hassas bir çocuktu. Boşanmanın Oya üzerinde yaratacağı olumsuzluklar onları endişelendiriyordu. Acaba Oya bu durumdan nasıl etkilenecekti? Boşanmak yerine evliliği bu şekilde sürdürmek Oya için daha mı iyi olurdu? Boşanırlarsa bunu en hafif etkilerle atlatabilmek için neler yapmaları gerekiyordu? Tüm bu sorulara yanıt bulabilmek için bir uzmandan yardım almaya karar vermişlerdi. İlk soruları “Oya için çatışmalı bir evliliği sürdürmeye gayret etmek mi yoksa boşanmak mı daha uygun olur?” sorusuydu. Bu sorunun yanıtını bulmak için öncelikle evliliklerini bir evlilik terapistinin yardımı ile gözden geçirmeleri önerildi. Alacakları bu profesyonel yardım onlara belki de evliliklerini kurtarma, yıpranan ilişkilerini onarma şansı verebilirdi. Bu sürecin sonunda boşanmaya karar verseler bile bu destek sayesinde boşanma daha sağlıklı bir şekilde başarılabilirdi. Çocukların boşanma sürecinden nasıl etkileneceklerinin eşlerin boşanma sürecini nasıl yaşadıkları ile birebir bağlantılı olduğu açıklandı. Bu görüşmeden üç ay kadar sonra bir evlilik terapistinden yardım aldıklarını, çatışmaların azaldığını, birbirlerine olan öfkelerinin kalmadığını, ama karşılıklı olarak sevgileri tükendiği için boşanma konusunda kararlarının değişmediğini ifade ettiler. Artık karşılıklı oturup sakin bir şekilde konuşabiliyorlardı. Bunun üzerine boşanma konusunu Oya ile paylaşmalarının uygun olacağı söylendi. Bu konuşma anne ve baba tarafından, olabildiğince basit cümlelerle, bu kararın ortak bir karar olduğu vurgulanarak açıklanmalıydı. Bundan sonra anne ve babası ayrı evlerde yaşayacaklar ama her ikisi de Oya ile belirli bir düzen içinde birlikte olacaklardı. Bu noktada boşanma kararının Oya’yla hiçbir ilgisinin olmadığının vurgulanması çok önemliydi. Bu yaştaki çocuklar boşanmaya kendi davranışlarının neden olduğunu düşünebilir, kendileri suçlayabilirlerdi. Başlangıçta çocukla yapılacak ilk konuşmada bu kadar bilgi vermek ve daha sonra çocuğun tepkilerini gözlemlemek, olursa soruları onları yanıtlamak yeterlidir. Bu görüşmeden sonra anne ve babası Oya’ya ayrılma kararlarını açıkladılar. Oya ilk anda bu habere bekledikleri kadar şiddetli bir tepki vermemiş hatta hiç önemsememiş gibi görünmüştü. Daha sonraki günlerde annesi konuyu tekrar açtığında konuşmak istemediğini söylemişti. Bu tepki Oya’nın durumu kabullenmemesi, inkar etmeye çalışması olarak yorumlandı. Bu arada anne ve babası Oya’nın velayetinin annede kalmasına karar vermişlerdi ve hem anne hem de babasına çok düşkün olduğunu bildikleri için “İstediğin zaman istediğin evde kalabilirsin” şeklinde bir serbestlik tanımanın onu rahatlatacağını düşünüyorlardı. Bunun uygun olup olmayacağını sorduklarında yanıt kesin bir şekilde “uygun olmayacağı” şeklindeydi. Oya istediği zaman istediği kişiyle kalabilmesi için her seferinde bir tercih yapmak durumunda kalacaktı. Babasına gitmek istediğini söylerse annesini istememiş gibi olabilir ya da tersine babasındayken annemi özledim dese babasının kırılacağını düşünebilirdi. Kiminle ne kadar süre ile kalacağına karar vermek çocuk için oldukça yüklü bir karardı ve kaç yaşında olursa olsun tercih çocuğa bırakılmamalıydı. Ayrıca çocuğun velayetinin kimde olacağı hukuki bir karardı ve Oya’nın bunu bilmesinin bir öneminin olmadığı aksine bu bilgiyi anlayabilmesi için henüz küçük olduğu bu nedenle de ona bundan söz etmemeleri istendi. Bunun yerine kendisi ile ilgili her önemli kararda anne ve babasının birlikte düşünerek hareket edecekleri açıklanmalıydı. Böylece her iki evde de ortak kuralların olacağı mesajını da verebilirlerdi. Oya’nın boşanma sonrasında yaşamda huzurlu ve mutlu olabilmesi her iki evde de benzer bir düzeninin olmasına bağlıydı. Bu dönemde Oya’ya karşı aşırı bir hoşgörüde bulunmamaları, her istediğini yapmamaları, eski düzen ve kuralları sürdürmeleri önerildi. Babasının taşınacağı yeni evde Oya’nın da bir odası olacak ve orada da kalabilecekti. Her iki evde de beklentilerin benzer olabilmesi için anne ve baba olarak iletişimlerini sürdüreceklerdi. Oya bazı günler hep birlikte dışarıda yemeğe gitmek istiyordu. Onun bu tür isteklerine olumlu yanıt verebilecekleri ama bunu çok sık yapmamaları ya da süreyi çok uzun tutmamaları önerildi. Bu görüşmeler Oya’nın kafasını karıştırabilir, anne ve babasının tekrar bir araya geleceklerini düşünmesine neden olabilirdi. İlk tepkisiz dönemden sonra özellikle de babası başka bir eve taşındığında Oya’da hırçınlık, kolay ağlama, okula gitmek istememe, kurallara karşı gelme davranışları başladı. Bunların bu dönem için beklenilen tepkiler olduğu, boşanma kararına olan öfkesini yeni göstermeye başladığı söylendi. Öfkesine anlayışla yaklaşılmalı ama kurallar konusunda geri adım atılmamalıydı. Oya’nın bu davranışları azalıp, yeni yaşamına uyum sağlayacağı bir döneme karar belirli bir düzen içinde görüşmelere devam edilmesi uygun olacaktı.

BOŞANMA SÜRECİNDE ANNE VE BABA NELER YAPABİLİR?

Günümüzde giderek artan sayıda evlilik boşanma ile noktalanıyor. Boşanma, çocuklarda karmaşık ve yoğun birçok duygunun aynı anda iç içe yaşanmasına neden olur. Üzüntü, kızgınlık, öfke, gücenme, kaygı, korku ve suçluluk bunlar arasında sayılabilir. Çocukların boşanmaya nasıl tepki vereceklerini önceden tahmin etmek güçtür. Bazı çocuklar boşanmadan hemen sonra tepkilerini gösterirler bazıları ise boşanmadan uzun zaman sonra değişik sorunlar gösterebilirler. Çatışma yaşayan bazı eşler Oya’nın anne ve babası gibi boşanmanın doğru bir karar olup olmadığını, çocuklarının etkilenip etkilenmeyeceklerini uzmanlara sorarlar. Bu noktada verilebilecek yanıt sağlıksız, sevgisiz, gergin ve mutsuz bir aile ortamında yaşamanın yaratabileceği olumsuz etkilerin, çoğu zaman boşanmanın getirebileceği etkilerden çok daha yıkıcı olabileceğidir. Eşler evliliklerindeki çatışma düzeyine ve çocukların içinde bulundukları ortama göre en uygun yanıtı kendileri bulmalıdırlar. Bu sorunun yanıtını vermeden önce bir evlilik danışmanından yardım alınması sürecin daha sağlıklı işlemesini sağlayacaktır. Boşanmanın çocuklar üzerinde nasıl bir etkiye neden olacağı büyük ölçüde boşanma sürecinin nasıl yaşandığına, anne ve baba arasındaki ilişkinin çatışma düzeyine ve bunu çocuklara yansıtıp yansıtmamalarına bağlıdır. Bununla birlikte çocuğun yaşı, kişilik yapısı ve zorluklarla baş edebilme becerileri de önemlidir. Eşler boşanma konusunda kesin karar verdilerse ya da en azından ayrı yaşama kararı söz konusuysa bu karar çocuğa uygun bir zamanda ve uygun bir biçimde söylenmelidir. Bu karar çocuğa anne ve baba tarafından birlikte açıklanmalıdır. Bu kararın her iki tarafın ortak kararı olduğu, açık ve basit cümlelerle ifade edilmelidir. Zamanlamada önemli olan çocuğa bu süreç için kendini hazırlamasına yetecek kadar zaman bırakmaktır. Ayrılmadan iki üç hafta kadar önce konuşmak çocuğa anne babasıyla konuşmak, sorularını sormak için yeterli bir zaman olabilir. Ancak çoğu kez çocuklar Oya’nın verdiği tepkiye benzer bir şekilde bu kararı ilk kez duyduktan sonra bir süre inkar sürecine girerler. Ayrılığın gerçekleşmeyeceğine, anne ve babasının birbirlerini sevdiklerine ve tekrar bir araya geleceklerine inanmak isterler. Bu süreçte bu kararı hiç duymamış ya da bununla hiç ilgilenmiyormuş gibi yapabilirler. Henüz kabullenmeye hazır olmadıkları bir karar konusunda soru sormak, konuşmak istemezler. Hatta anne babaları bu konuyu açtıklarında konuşmak istemediklerini belirtebilirler. Bu noktada anne baba çocuğa böyle hissetmesini doğal karşıladığını ifade etmeli ve konuşmaya zorlamamalıdır. Çocuk kabul etmeye hazır olduğu dönemde bunu konuşmaya başlayacaktır. Bazı çocuklar da boşanma haberini duyduktan sonra isyan sürecine girer ve “Neden ben?” “Neden bu olay benim başıma geldi” sorgulamalarını yaparlar. Bu noktada anne ve babanın “Biz birlikte iyi geçinemiyoruz” türünden açıklamaları işe yaramaz. Bu dönemden sonra çocukta çeşitli endişeler başlar. “Ben ne olacağım, kiminle yaşayacağım, babamı bir daha görebilecek miyim, eşyalarım nerede duracak, aynı okula gidebilecek miyim” soruları çocuğun boşanmadan kaynaklanan belirsizliklere verdiği tepkidir. Bu sorular mümkün olabildiğince hızlı ve doğru biçimde yanıtlanmalıdır. Her şeyden önce boşanmanın sadece anne baba arasında olduğu hem annenin hem de babanın çocuğun anne babası olarak kalmaya devam edeceği ve hep yanında olacakları konusunda güvence verilmelidir. Boşanma ile birlikte, çocukların hayatında nelerin değişeceği nelerin aynı kalacağı, çocuğun kiminle kalacağı, diğer ebeveynle ne zaman, ne sıklıkla ve hangi koşullarda görüşeceği net bir biçimde açıklanmalı, belirsizlikler olabildiğince azaltılmalıdır. Netlik, düzen ve rutin çok önemlidir. Bu açıklamalar yapılmadan önce anne ve baba kendi aralarında bunları konuşup anlaşmış olmalı ve çocuğun kiminle kalacağı asla çocuğa sorulmamalıdır. Çocuğa istediği zaman istediği ebeveynle birlikte olabileceği şeklinde bir serbestlik tanımak anne ve babaların en sık yaptıkları hatalardan birisidir. Çocuk annesiyle kalıyorken babasına gitmek istediğini söylerse annesini kırmaktan korkabilir. Ya da anneyle yaşadığı herhangi bir çatışmalı durumda babaya gitmek isteyebilir. Her durumda böyle bir serbestlik çocuğa kaldıramayacağı kadar ağır bir yük getirir. Kararlar anne ve baba tarafından verilmeli, sınır ve çerçeve onlar tarafından çizilmeli ve bu takvime mümkün olduğunca sadık kalınmalıdır. Bu düzen çocuğun güvende hissetmesini kolaylaştırır, terk edilme kaygılarını hafifletir. Bazı çocuklar özellikle de boşanma öncesinde çeşitli davranış sorunları gösteren çocuklar boşanmadan kendilerini sorumlu tutabilirler. “Ben kötü bir çocuk olduğum için anne ve babam boşanıyor” şeklinde düşünen çocukların sayısı hiç de az değildir. Bu nedenle başlangıçta çocuğa açıklanması gereken en önemli noktalardan birisi de boşanmanın onlarla bir ilgisinin olmadığıdır. Belirsizlikler ortadan kalktıkça, düzenli ve rutin bir yapı oluştukça çocuğun kaygı ve korkuları dinmeye başlar. Sorularını cevaplamak, ihtiyacı olan duygusal ve sosyal desteği sağlamak uyumunu kolaylaştırır. Ve bir süre sonra çocuk durumu anlamlandırır ve kabullenir; yeni koşullara uyum sağlamaya başlar.
Anne ve babanın iletişiminin iyi olmadığı hatta tamamen kopuk olduğu boşanmalarda çocuklar iki tarafın birbirinden habersizliğinin farkına varır ve bir süre sonra bu durumu kullanmayı deneyebilirler. Bunu önleyebilmek için anne baba zaman zaman bir araya gelerek uygulanacak kurallar konusunda konuşabilmelidir. Boşanmanın çocuklar üzerindeki en yıpratıcı etkisi eşlerin birbiriyle çatışmalı bir şekilde boşanmalarında ortaya çıkmaktadır. Anne ya da babalarının birbirlerini ve karşı tarafın akrabalarını kötülediklerini , suçladıklarını duymak çocukları çok olumsuz etkiler. Kafaları karışır. Çok sevdiği babası hakkında annesi sürekli olumsuz cümleler kuran bir çocuğun kafası karışır, yoğun bir bunaltı hisseder. Hakkında olumsuz şeyler söylenen kişiye karşı değil ama bu konuşmaları yapan kişiye karşı öfke duyar. Boşanma sonrasında düzenli ve net bir yaşam kurulabilmesi çok önemlidir. Çocuklar, hayat onlar için “öngörülebilir” ve “kontrol edilebilir” olduğunda, hayatlarında bir yapı ve düzen olduğunda, belirli ve tutarlı sınırların varlığında güvenli ve huzurlu hissedebilirler. Bu nedenle, özellikle boşanma gibi önemli bir değişimin ardından düzenli bir hayat çok önemlidir.

Bu içeriği paylaşın...
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin